T.C. SİMAV KAYMAKAMLIĞI DEMİRCİ İLKÖĞRETİM OKULU MÜDÜRLÜĞÜ
Ana Sayfa Personel Tarihçe Etkinliklerimiz Başarılarımız Beldemiz İletişim Okul-Aile Birliği
Ara

Bağlantılar
SBS Rehberi
Deneme Sınavları
Programlar
Atatürk Köşesi
Planlar
Ana Sayfa
Foto Arşivi
Bilgisayar
Oyun Parkı
Ziyaretçi Defteri  
18.09.2006 tarihinden itibaren ziyaretçi sayısı

Lip care Concert tickets
 
Kimlik No
Vergi No
Telefon Sorgulama
Telefon Rehberi
MEB
Kütahya MEM
Simav MEM
Emeklilik Yaşı
Yol Haritası
Son Depremler
Webmasterim.Com
ZAMANI NASIL KULLANMALIYIM ?

Elden çıkınca kazanılmayan tek sermeye zamandır. Zaman iyi planlama ile genişler, içine o kadar şey sığar ki... İsraf edilince de olanca hızıyla akıp gider.
SABAH SAATLERİ
Uzmanlar yaptıkları sayısız araştırmada bu saatlerin planlama, düzenleme ve ileriye dönük düşünce üretimi için en verimli saatler olduğu sonucuna varmışlardır. Öyleyse planlama aşamasında sabah saatleri mümkün olduğunca öğrenmeye yönelik etkinliklere ayrılmalıdır
ÖĞLE SAATLERİ
Bilimin verilerinden yola çıkarak öyle saatlerinin dinlenmeye ayrılması gerektiğini söyleyebiliriz.Araştırmalar, yarım saatle iki saat arasında değişebilen bu uyku arasının öğrenciye canlılık kazandıracağını, bu ara sonunda sanki güne yeni başlanmış gibi bir durumun oluşacağını ortaya çıkarmıştır.
Öğleden sonra saat 4 - 6 arası zihinsel canlılığın tekrar ortaya çıktığı belirlenmiştir. Öğrenci kalıcı bir öğrenme istiyorsa zihnin en açık olduğu saat olan sabah saatlerinde öğrendiklerini öğleden sonra 4 - 6 arasında tekrar etmesi gerekmektedir. 5 - 7 arasının vücut sıcaklığının en yüksek saatler olarak belirlendiğini belirtiyorlar. Bunun anlamı, fiziksel egzersiz olarak seçilebilecek en uygun vakitlerin bu periyot olmasıdır.
AKŞAM SAATLERİ
Akşam saat 7'den sonra ise zihin yine öğrenme faaliyetlerine açılır. Üç saat süren bu aralık, çalışma için uygun ve verimli bir periyottur
10 - 11 aralığı bu saatlerden sonra arttık çalışma bırakılmalı vücudun ve zihnin dinlenmesi için yatak odasının yolu tutulmalıdır.

PLAN NASIL YAPILIR ?

Planlı çalışmada yapılacak ilk iş, çalışma sürelerini belirlemektir. Yani hangi dersin hangi konusuna ne zaman çalışılacağını saptamaktır.
Planlar ; günlük, haftalık, aylık ve yıllık olarak değişik şekillerde yapılabilir.
Bir öğrenci en az bir adet günlük, bir adet de haftalık plan yapmalıdır. Plan yaparken;
Günlük çalışma süreleri derslere uygun bir şekilde ayrılmalıdır.
Hangi dersin hangi saatte çalışılacağı kararlaştırılmalıdır.
Öğrenilmesi zor olan dersler, zihnin algılama gücünün en yüksek olduğu saatlere yerleştirilmelidir.
Öğrenilmesi kolay dersler, zihnin yorulduğu ve algılama gücünün zayıfladığı saatlere yerleştirilmelidir.
Planlama yapılırken, plana yerleştirilen derslerin okul derslerindeki plana uygun olması öğrenmeyi artırır.
Çalışma günleri planlanırken her günün aynı saatlerine denk getirilmesi öğrencinin o saatlerde çalışmaya motive olmasını sağlayacaktır.
Planda yemeklerden sonraya ders çalışma konmamalıdır. En az yarım saat ara verecek şekilde planlama yapılmalıdır.
Plan hazırlanırken ders çalışma süreleri 45 - 50 dakika tutulmalı ve 10'ar dakikalık aralar verilmelidir.

GÜNÜMÜ NASIL VERİMLİ KULLANABİLİRİM ?

Başarıya ulaşmak, günü verimli kullanmakla doğru orantılıdır.
Bir iş yapılırken ,sürenin yetersizliğinden yakınılıyorsa orada bir eksiklik vardır. O da planlama eksikliğidir.
Bir çok kişi ise plan yaptığı halde gerekli öğrenmenin gerçekleşmediğinden şikayetçidir.
Plan, yaparken planın en verimli nasıl işletileceği veya en verimli çalışmanın ne şekilde yapılacağı bilinmezse bu yakınmalar sürüp gider.
Kişi günü en iyi nasıl değerlendireceğini , planında hangi zamanı neye ayıracağını iyi bilmelidir.

BAŞARIDA HEDEFİN ROLÜ NEDİR ?

Hedef, belirli bir zaman diliminde ulaşılmak istenen noktadır. Başarılı olmak için, öncelikle ulaşılması düşünülen hedefin açık ve net bir şekilde tanımlanması gerekir.
"Nereyi kazanırsam oraya giderim!" düşüncesi kişiyi başarıya ulaştırmaz.
Şehir dışındaki akrabasını ziyarete gitmek isteyen birisi otogara gidip rastgele bir arabaya binerse, o araba kişiyi istediği noktaya götürmeyecektir. Çünkü kişi nereye gitmek istediğini, gitmek istediği yere nasıl gidebileceğini, hangi araçlarla gidebileceğini düşünmemiş rastgele hareket etmiştir.

HEDEF NASIL BELİRLENİR ?

Hedef belirleme niyetindeki kişi bu işi yaparken gerçekçi olmalı, ulaşabileceği hedefler belirlenmelidir. Hedefin gerçekçi olmasında dikkat edilecek kriterler kişinin kapasitesi, ulaşabileceği en yüksek performans, kişinin içinde bulunduğu ortam, maddi ve manevi imkanlar ve kişinin o andaki seviyesidir
Hedef belirlenirken hedefin ulaşılabilir olmasının yanında motive edici olmasına da dikkat edilmelidir.
Dikkat edilecek bu noktalar göz önünde tutularak hedef belirleme işine geçildiğinde, kişi kendisine bazı sorular soracak ve bu soruların cevabını uzun uzun düşünerek verecektir. Bu cevaplar kişiyi bir hedefe yönlendirir. Bu sorular şunlar olmalıdır?
Ben liseyi bitirip bir iş sahibi mi olmak istiyorum, yoksa üniversiteye mi gitmek istiyorum?
Eğer kısa yoldan meslek sahibi olmak istiyorsam hangi mesleğe uygun bir yapıdayım?
Eğer üniversiteye gitmek istiyorsam , üniversiteden sonra nasıl bir hayat düşünüyorum?
Bunlar, temel sorulardır. Çünkü bu sorulara cevap veren öğrenci meslek liselerini mi, askeri liseleri mi, Anadolu liselerini mi yoksa fen liselerini mi istediğini belirleyecektir. Örneğin, kısa yoldan meslek sahibi olmak isteyenin fen ve Anadolu liselerini hedeflemesi yanlış olur. Ya da kişiliği, yapısı, isteği askeri okul formatında olan kişinin diğer okulları hedeflemesi gereksiz olur.
Ancak bu soruların cevapları verilirken şunları da düşünmelisiniz:
- 10 yıl sonra nerede olmak istersiniz?
- Hayata dair hayalleriniz neler?
- Bir yıl sonra nerede olmak istersiniz?
Bu soruları rahatlıkla cevaplayabiliyorsanız hedefiniz yavaş yavaş önünüzde şekillenecektir.
Bir okul türü belirlendikten sonra bölüm belirlemek de gerekebilir. O zaman kişi kendine şu soruları sormalıdır:
- Bu okul bana ne kazandıracak?
- Okulun bana kazandırdıkları ne işe yarayacak?
- Kazandırdıklarını kullanmakla nereye varacağım?
- Vardığım yer istediğim yer mi olacak

HEDEFE NASIL ULAŞILIR?

Yukarıdaki yönetmen koltuğuna oturabilmekten geçer kendi kendini yönetmek.
- Her gün belili sayıda test çözmek
- Her hafta bir deneme sınavı çözmek
- Okuldaki yazılılardan iyi notlar almak
- Sınavlara hazırlık kitaplarını bitirmek
- Dershaneye gitmek
- "X" fen lisesini kazanmak
- Yabancı dil öğrenmek
- Bilgisayar bilgisi geliştirmek
- Üniversite sınavını kazanmak
- Mühendis olmak
Bu soruların cevapları kafanızda net olmalı.
Ali diyelimki Fatma'ya nereyi istiyorsun dediğinde kem küm ık mık demeden
Falan okulu istiyorum çünkü şu sebepten diyebilmelidir.
Cevap net ve açık olmalıdır
Yani kendi kendinizin yönetmeni olabilmelisiniz...

ÇALIŞMA ORTAMINDA NELER OLMALI ?

Mümkünse her öğrencinin özel bir çalışma odası olması olmalıdır
Çalışma odasında ders çalışmak için kullanılacak bir masa olmalıdır
Öğrencinin oturabileceği bir sandalye olmalıdır. Sandalye yumuşak olmamalıdır.
Küçük bir kütüphane, çalışma odasının temel eşyalarındandır. Bu kitaplıkta sadece ders çalışma kitapları olmalıdır.
Bu odada televizyon, yatak gibi öğrencinin her an çalışmasını bozabilecek, öğrencinin motivasyonunu bozup ona uyuma gibi şeyler hatırlatacak eşyalar bulunmamalıdır
Duvarlarda sadece hedefi hatırlatıcı afiş veya resimler bulunabilir
Çalışma odası tertipli ve düzenli olmalı, dikkati dağıtacak gereksizlikler olmamalıdır
Ders çalışma odasında müzik çalar olmamalıdır. Müzik, ders çalışırken dinlenirse kişinin algılama yeteneğini zayıflatır
Oda sıcaklığı çalışmaya uygun olmalı sıcak ve soğuk olmamalı dır. Tavsiye edilen oda sıcaklığı 20-25 derece arasıdır
Çalışma odası yeteri kadar ışık almalıdır
Çalışma odasının rengi de çok önemlidir. Açık mavi ve açık yeşil renkler doğada çokça bulunan renkler olmakla birlikte gözü dinlendirici özelliktedir.
Ders çalışma odası sadece ders çalışmak için kullanılmalıdır. O oda öyle olmalıdır ki öğrenci o odaya girdiğinde doğal olarak ders çalışmaya aklına getirmeli, ders çalışmaya vücut kendisini uyarmalıdır.
Bütün bunların yanında, başarılı bir öğrenci her ortamda çalışmayı öğrenmelidir. Teneffüs arasında, kütüphanede, durakta otobüs beklerken, otobüste yolculuk yaparken hep boş vaktini değerlendirmenin yollarını aramalıdır.

BAŞARIYA ULAŞIRKEN MUTLAKA UĞRAMANIZ GEREKEN DURAKLAR
1. İnsanın davranışı bir hedefe yöneliktir. Öyleyse hedeflerinizi iyi tespit edin ve belli hedefe yönelik olarak çalışın.

2. İnsan davranışı güdülenmiştir . Öyleyse yaptığınız çalışmaya karşı bir ilgi geliştirin . İlgiyi geliştirebilmek için :
a. Yeni öğrendiğiniz konunun geçmişte öğrendiklerinizle bağlarını kurun.
b. Bilgişyi mümkün olduğu kadar kendinize mal edin , şahsileştirin.
c. Öğrendiğiniz konu hakkında yeterince bilgi edinin.
d. Başarı imkanı sağlayın. Çünkü başarı ilgiyi besler .
e. Konuyla ilgili malzemeyle mümkün oldukça doğrudan ilişki kurun.
f. Sınıftaki çalışmalara mutlaka katılın
g. Öğrendiklerinizi uygulamaya çalışın.

3. Zihni setler kişiyi belli bir doğrultuda davranışa yöneltirler. Öyleyse kendinizi çeşitli şartlar altında çalışmaya hazır duruma getirin. Belli bir çalışma programına göre çalışın. Bu çalışma programında dinlenmeye ve eğlenmeye yeterince zaman ayırın.

4. İyi alışkanlıkların kazanılması zaman alır ve tekrara bağlıdır. Öyleyse ders çalışma temel alışkanlıkların başında gelen okuma alışkanlığını geliştirir . Bu konuda şu hususları gözetin :
a. İlginç ve kolay metinler üzerinde alıştırmalar yapın.
b. Belli aralıklarla kısa süreli alıştırmalar yapın. Günde 10 dakikalık 1 veya 2 alıştırma , haftada bir kez yapılacak 1 - 2 saatlik çalışmadan daha verimli olacaktır.
c. Okumanızı hızlandırmak amacıyla okuma alıştırmaları yapın. Okumada en önemli husus anlamadır. Araştırmalar göstermektedir ki daha hızlı okuyanlar okuduklarını daha iyi anlarlar. Bu durum şöyle açıklanabilir : kelimeleri gruplandırarak okumak , okuma hızını arttırır. Çünkü anlam ancak kelimeler gruplandırılarak daha iyi anlaşılabilir.
d. Sesli okumaktan, dudak hareketlerinden kaçının. Sesli okumak , okuma hızını düşürür ki , bu da aşağı yukarı dakikada 100 kelimedir. Sessiz okuyunca yaklaşık iki katına çıkar.
e. Çeşitli şartlar altında okuma alıştırmaları yapın. Alışık olduğunuz ortamın dışında ve kendi okuma hızınızın üstüne çıkacak derecede denemeler yapın.
f. Okurken daima fikri bulmaya çalışın. Pasif bir okuyucu olmayan ve bir süre okuduktan sonra fikirleri hatırlamaya çalışın
g. Kelime bilginizi geliştirin. Kelimelerin bir araya gelmeleri bir fikir ortaya koyacaktır. Bir çok bilmediğiniz kelime ile karşılaşırsanız kesintisiz okuyamazsınız veya fikri anlayamazsınız.
h. Okurken gözlerinizin geriye dönüş hareketlerinden kaçının.
i. Satır sonlarında duraklamayın. Okurken bakışınız daha çok sayfanın ortasına yönelik olmalı ve aşağı doğru okumalısınız.
j. Okuma alışkanlıklarından ilgili gelişmeleri kaydedin. Belli bir yazı türünü okuma hızınızı , birkaç denemenin ortalaması olarak tespit edin. Çeşitli yazıları değişik amaçlarla okuyun ve her biri için kendinizce bir değerlendirme yapın,
k. Okuma hızınızı yavaşlatmak için dikkate alınacak bir başka husus bütün parçayı okuyup bitirmeden not almamaktır. Not almak için okuma sık sık kesilirse okuma hızı düşer. Önemli yerlerin altını çizmek te aynı sebeple mahzurludur. Önemli kısımların başına yatay bir çizgi veya nokta koymak daha yerinde olacaktır.

5. Öğrenme aktif bir süreçtir ve şahsi katılmayı gerektirir. Dersi dinleme ve okuma gibi faaliyetlerde anlamayı sağlayan dinleyenlerin veya okuyanların kendi tepkileridir. Öyle ise iletişim geniş ölçüde dile dayalı olduğuna göre , dil kabiliyetinizi geliştirin. Bizim psikolojik dünyamıza anlam vermemiz dil sayesindedir.

6. Öğrenilenlerin bir kısmı unutulur .En fazla unutma öğrenmeden hemen sonradır. Anlamlı öğrenme daha kalıcıdır. Öğrenme ile öğrenilenlerin hatırlanması arasında girişilen faaliyetlerin öğrenilenlere benzerlik derecesi unutmaya tesir eden önemli bir sebeptir. En fazla unutma uykuda meydana gelir. Unutmaya tesir eden diğer sebepler aşırı öğrenme,gayeli öğrenme , anlamlı öğrenme gibi öğrenmelerdir.
İlk tekrar öğrenmenin hemen arkasından veya yakın bir zamanda yapılmalıdır.Aralıklı tekrarlar daha faydalıdır.Öğrenirken ilişkileri görmeye çalışın,genellemeler yapın,çevrenizdeki olaylarla diğer öğrendikleriniz arasında ilişki kurun.Sınıfta tuttuğunuz notların ilişkileri göstermesine dikkat edin.Herşeyi yazmayın.İlişkileri kaydedin.O gun yapılan dersleri aktif olarak hatırlamaya çalışın.
Aktif hatırlama ip uçları olmaksızın hatırlamadır.İp uçları ile hatırlama kolay olur.Çoktan seçmeli veya eşleştirmeli bir test sorusu aktif hatırlamayı gerektirmez bu tipsoruları cevaplamada tanıma seviyesinde hatırlama yeterlidir.Kendi kendine anlatma aktif hatırlamayı gerektirdiğinde,iyi bir çalışma tekniğidir.Aktif hatırlamadan sonra tekrar kitabımıza veya notlarımıza dönerek eksik veya hatalarınız varsa kontrol edin.

7. Grupla çalışma,üyeler hazırlıklı değilse iyi sonuç vermez.Bu durumda hazırlıklı olanlardan bir veya iki kişi öğrenir,diğerleri öğrenemez.Bir kişi anlatırsa belki sonuç alınabilir.Asıl olan herkesin hazırlıklı olmasıdır.Çünkü herkes hazırlıklı olursa değişik ilişkileri guruba getireceğinden gurup üyeleri daha çok ilişkiyi fark etmiş olur.
· Eğitim öğretimde rehberlik esastır.
· Her çocuk birbirinden farklıdır.
· Çocuklar başkalarının istedikleri değil,ilgi duydukları şeyleri öğrenirler.
· Görmek ve işitmekten çok yaparak öğrenirler.
· Yaratıcı düşünme gücüne sahip kılınmalıdır.
· Eğitim öğretim,okul ile ailenin işbirliği ile gerçekleşir.
· Öğrencilere sınıf seviyesinde pürüzsüz ve doğru okuma,doğru anlamadoğru ve düzgün anlatma yeteneği kazandırılmalıdır.
· Yaratıcı düşünme gücü sahip kılınmalıdır.
· Çocuklara:Seviyesine göre eleştirisel yollarda düşünme yeteneği kazandırmak esastır.

MOTİVASYON NEDİR? NASIL SAĞLAYABİLİRİZ?

Çalışmaya başlayamamak kişide motivasyon eksikliği olduğunu gösterir. Çünkü motivasyon kişiyi davranışa yönlendiren istektir. Eğer davranış gerçekleşmiyorsa motivasyon eksikliği söz konusudur
Sınav sonucunda ulaşılacak hedef iyi belirlenmişse ve öğrenci bu hedefe ulaşmak istiyorsa hedefi düşünmesi onu çalışmaya motive edecektir. Bu bakımdan çalışma konusunda bir isteksizlik hissettiğinizde bol bol hedefinizle ilgili hayaller kurun.
Merak, motivasyonu sağlar. Bu nedenle çalışılacak dersle ilgili sizi meraklandıracak konular araştırın. Bunun için sevdiğiniz derslerden yararlanabilirsiniz.
İlgi motivasyonu artırır. Derslerin ilgilendiğiniz kısımlarının üzerinde durun. Daha sonra ilgi alanlarınızı genişletin. Bunun için derslerden öğrendiklerinizin günlük hayatla bağlantısını kurmaya çalışın. Bu şekilde, çalışmaya başlayamamak gibi bir sorundan kurtulabilirsiniz.

YOĞUNLAŞMAK İÇİN ALINACAK TEDBİRLER NELERDİR ?
- Çok istenen ve gerçekleştirilebilir bir hedef belirlemek,
- Hedefe yönelik uygulanabilir ve gerçekçi bir plân yapmak,
- Çalışmayı hatırlatacak ortamlarda bulunmak,
- Zihnin açık olduğu saatleri değerlendirmek,
- Çalışkan arkadaşlarla grup çalışması yapmak,
- Yapılan işi sevmeye çalışmak,
- Çalışmayı engelleyici endişelerin üzerine gidip onları yenmek,
- Ulaşılması hayal edilen hedefi hatırdan çıkarmamak

ÇALIŞMALARIN PLANLANMASI

· Ne zaman ve nasıl çalışacağını belirleyiniz. Bir çok çalışma konusu ile aynı anda karşılaşınca hangi işten başlayacağımızı bilemez, çalışmalarınızı planlayamaz iseniz hem zaman kaybeder hem de çalışma isteğinizi kaybedersiniz. Plansız çalışılan bir işten verim alamazsınız.
· Konularınızdan her birine gerekli çalışma süresinin, bir haftalık deneme için kaydını tutunuz. Uyku, dinlenme, çalışma, sosyal münasebetler için gerekli zamanı gün gün tespit ediniz.
· Her çalışma parçanızın süresini çalışılacak konunun tipine ve zorluğuna göre ayarlayınız.
· Her çalışma bölümünü mümkün olduğu kadar sınıfta anlatacağınız zaman nispetine yakın yerleştiriniz.
· Bir ders çalıştıktan sonra, hemen benzer bir dersi çalışmayınız.
· Size güç gelen dersleri, günün en verimli olarak çalıştığınız saatlere koyunuz.
Haftalık olarak hazırladığınız deneme programını size en uygun hale gelinceye kadar değiştiriniz. Haftalık programınızı yaptıktan sonra görebileceğiniz bir yere asınız. Her çalışma gününden sonra da programa ne derecede uygun çalıştığınızı tespit ediniz. En önemli nokta hazırladığınız planınızı mecbur kalmadıkça günü gününe, saati saatine hiç değişiklik yapmadan herhangi birini atlamadan uygulamaya koyunuz.

KENDİ KENDİNE İŞ YAPABİLME YETENEĞİNİ KAZANMA ?

Bir öğrenci, gerek sınavlarda gerekse hayatta başarılı olmak istiyorsa kendi başına davranma yeteneğini edinmelidir. Ders çalışırken hep başkalarından yardım beklememelidir. Aksi taktirde öğrenmesi gerekenleri tam olarak öğrenemeyecektir. Aile ve öğretmenler, öğrenciye yol gösterici olmalıdır. Ne aile ve öğretmenler bu sınırdan taviz vermelidir ne de öğrenciler bundan daha fazlasını talep etmelidir.
Bisiklet sürenleri kırk yıl izleseniz, kendiniz bizzat bisikletin üstüne binip onu sürmeyi öğrenmeye çalışmadıktan sonra kesinlikle bisiklet sürmeyi öğrenemezsiniz. Sınavlara hazırlanırken karşılaşılacak sorunların aşılmasında büyüklerden sadece yardım isteyiniz, ancak sorunlarınızı onların çözmesini istemeyiniz. Ödevlerini hep başkalarına yaptıran bir öğrenci sınavlarda ne kadar başarılı olabilir ki?

DİNLEMENİN VE NOT TUTMANIN ÖNEMİ NEDİR ?

İyi bir dinleyici olmak için ön sıralar tercih edilebilir, dersi aksatmamak gerekir, duyular tam kullanılmalıdır
Not tutmak için ders takibi bilginin sürekliliğinden dolayı çok önemlidir. Bir zincirin iş görebilmesi için bütün halkalarının tam olması gerekir
Not tutmayıp da başkalarının tuttuğu notları kullanmak verimli olmaz
Ders takibi not tutmayı sağladığı gibi anlatılan dersin anlaşılmasını da kolaylaştırır
Not tutarken anlaşılır tarzda kısaltmalar yapılabilir. Ayrıca öğretmenin vurguladığı tekrar tekrar üzerinde durduğu bölümler işaretlenmelidir. Bu bölümler sınavlarda soru olarak gelebilir.

BAŞARININ DENENMİŞ YOLLARI

Geothe: "Uğraş kişiyi mutlu kılan şeydir; önce gücüyle bir kötülüğü kısa sürede iyiye dönüştürür. Bu nedenle, yarın, erkenden iş başına! Evet, dün yaptığınızı yıkılmış bulursanız, tıpkı karıncalar gibi, hemen yıkıntıları kaldırmalı, önlemleri yeniden düşünüp bulmalısınız. Böyle olursa, dünyanın kendisi yuvarlanıp içinden parçalansa bile, onu siz yeniden kurarsınız, sonsuza değin zevkle..." diyor. Öyleyse:
Çalışmak için uygun bir yer ve zaman aramayınız; çünkü her yer ve zaman çalışmak için uygundur.
Bugünün işini yarına bırakmayın, zira her günün işi kendine yetecek kadardır.
Belli bir zaman diliminde bir işi en iyi şekilde yapmaya çalışın. Öyle ki dikkatiniz ve kuvvetiniz dağılıp gitmesin.
Karşınıza çıkan zorlukları veya engelleri önce küçük küçük parçalara ayırın, sonra her bir parçayı yenmeye çalışın. Bir engeli aşmadan diğerine asla geçmeyin.
Yaptığınız işten yorulduysanız ya o anki işinizi değiştirin veya çalışma hızınızı yavaşlatın; fakat asla boş durmayın.
Çalışmaya başladığınızda acele etmeyin, telaş etmeyin; öğrenerek ve öğrendiklerinizi sindirerek ilerleyin.
İşinizle ilgili en küçük bir noktayı bile küçümsemeyin, ihmal etmeyin, küçük ihmaller büyük zararlara yol açar.
Zihninizin algılama gücünün en yüksek olduğu saatleri araştırıp bulun ve çalışmalarınızın en yoğun kısmını bu zaman dilimlerinde gerçekleştirin

THOMAS EDISON'UN BAŞARI SIRRI…

Kişi, neyi gerçekleştirmek istiyorsa, gerçekleştirmek istediği şeyle ilgili kesin bilgiler elde etmelidir.
Kişi, ulaşmak istediği hedefe aklıyla odaklanmalı ve hedefine ulaşmak için o konuda edindiği ve de edinebileceği bütün bilgileri kullanmalıdır.
Kişi, kaç kez hayal kırıklığına uğrarsa uğrasın hedefine ulaşmak için çalışmalarına devam etmeli, asla yılmamalıdır.
Kişi, bir başkasının kendisiyle aynı doğrultudaki hedefine yönelik çalışmalarında başarısız olmasından etkilenmemelidir.
Kişi, karşılaştığı sorunların çözümünün bir yerlerde mutlaka var olduğunu ve onu mutlaka bulacağını düşünmeli ve bu fikirle yaşamalı; sonuçta da başarıyı yakalayacağını hayal ederek hedefine emin adımlarla yürümelidir

BAŞARIYI ENGELLEYEN ÇELDİRİCİLER NELERDİR ?
(TELEVİZYON,İNTERNET CAFE,KARARSIZLIK)


Uzmanlar, insan beyninin aynı anda birden çok uyaranı algılayabildiğini; ancak bunlardan sadece birine dikkati toplayabildiğini söylüyorlar
Bazı öğrenciler, televizyonun bulunduğu ortamda televizyon açıkken ders çalışma yanlışına düşüyorlar. Oysa hem ders çalışmak, hem de televizyonu göz ucuyla da olsa seyretmek öğrenmenin verimli bir şekilde gerçekleşmesini engeller.
Televizyon izleme ile ders çalışma bir arada olmayacağı gibi ders çalışmadan sonra verilen 10-15 dakikalık kısa aralıkların da televizyon izlemekle değerlendirilmesi yanlıştır
Teknoloji hızla gelişmekte. Bilgi çağında yaşadığımız sürekli tekrarlanmakta. Bilgisayar ve internet neredeyse televizyonun yerini almak üzere. Bu da kendine göre yeni sorunlar getiriyor.
İnternette dolaşırken yaptığım gözlemlerde "chat" yapan öğrencilerimle konuşmalarımda tespit ettiğim gerçek bu. O kadar ki kızlar erkek, erkekler de kız isimleriyle "chat" yapmayı alışkanlık haline getirmiş. Nasıl izah edilirse edilsin bu durumun, sağlıklı bir gidiş olmadığı açık
Chatleşme"yi bir tutku haline getirenler, bir süre sonra "geyik muhabbetleriyle" zaman öldürdüklerini pek fark etmiyorlar. Bu durum çalışmaya büyük zarar veriyor. Öğrenci "chat" e takılıp kalıyor. Bağımlılık haline gelen "chat", çalışma planlarını alt üst ediyor.

Anthony Robbins: "Kararlılık, insan iradesini uyandırma zilidir." diyor. Benjamin Franklin kararlılık hakkında: "Yapmak istediğin bir şeyi düşünerek karar ver, verdiğin kararı da mutlaka gerçekleştir." diyor.
Kararlılık, çalışmaya başlama iradesini ortaya koyabilmenin yanında; hedeflere ulaşma sürecinde ortaya çıkan engeller karşısında yılmadan yola devam etmektir

ÇOCUĞUMDA SINAV KAYGISI VAR MI?
VARSA NE YAPMALIYIM?


Kaygılı öğrenci sevecendir, acıma duygusu gelişmiştir. Kendisi gibi aile bireyleri için de üzülür. Arkadaş ilişkileri genellikle iyidir. Arkadaşları tarafından genelde sevilir. Kaygılı öğrenci kurallara uymaya özen gösterir. Eleştirilmeye hazırlıksızdır, beğenilmek ister. Kaygı duyduğu konular rüyasına girer. Kaygılandığı konularda çok heyecanlanır, yerinde duramaz. Kısacası kaygılı öğrenci sürekli tedirgin olup, duygusal tepkileri abartılıdır. Kaygılı öğrenci, nedenini bilmediği korkular çeker. Soluğu yetmiyormuş gibi sık sık soluk alıp verir, terler. Kaygılı öğrenciler, ailelerine bağımlıdır. Ailelerin kendilerine destek olmaları ve her zaman yanlarında olmalarını beklerler. Uykuları düzensizdir. Okul korkusu bu öğrencilerde daha çabuk gelişir.
Yapması gerekenleri uygulamak ve hedeflerine ulaşabilmek için gerekli plânlamayı yapmalı; bunun için de uzmanlardan (öğretmenler) gerekli bilgiyi almalı, yapacağı her şeyi onlara danışmalıdır. Emerson: "Korkunun kaynağı cehalettir." diyor.
Plânını uygulamayı başarabildiğini görünce kendine güveni gelecek, iş yapabilme becerisi gelişecektir. Kişinin kendine güveni gelmesi kaygıyı azaltacaktır. Ayrıca kişinin bir plân doğrultusunda doyurucu bir çalışma yapması, kaygısını azaltacaktır. Dale Carnegie: "Dertler için tek bir deva vardır, dünyanın bütün ilaçlarından iyidir: Çalışmak..." diyor.
Kendine güven duygusu kaygıyı azalttığına göre, bu duyguyu geliştirici etkinliklere yönelmeli, eskiden başarılı olduğu etkinlikleri hatırlamalı, bunu tekrar yapabileceğine kendisini inandırmalıdır.
Gerçekçi olmalıdır. Gerçekçi olunmazsa hedefe yönelik yetersiz çalışmalar güvenini kıracak, kendini beceriksiz hissetmesine yol açacaktır. Öyleyse kendini iyi tanımalı, kapasitesini iyi belirlemeli, bunun için de öğretmenlerinden destek almalıdır. Jonathan Swift: "Kimse görmek istemeyenler kadar kör değildir." der. Gerçekleri görmek, başarıya kapı açar; kaygıyı azaltır

KAYGININ ETKİLERİ VE BELİRTİLERİ NELERDİR?

Yapılan araştırmalar, stres sırasında beyinde salgılanan maddelerin miktarındaki artışın öğrenmeyi olumlu etkilediğini ortaya koymuştur. Ancak öğrenme karmaşıklaştıkça ve öğrenme süresi uzadıkça yüksek kaygının öğrenmeyi zorlaştırdığı belirlenmiştir. Bu durumda kaygı düzeyi düşük olan öğrencilerin, kaygı düzeyi yüksek olan öğrencilerden daha başarılı olduğu tespit edilmiştir. Çünkü yüksek kaygı sırasında, beyinde salgılanan maddelerdeki artış, öğrenme süreci için gerekli olan protoin sentezini engelleyici boyutlara ulaşır.
Öyleyse sorumluluk duygusunu aşacak şekilde bir kaygı, başarıyı engelleyici bir saplantı hâline gelir.
Uzmanlar, kaygının öğrenci başarısını olumsuz etkilediğini tespit etmişlerdir. 1985 - 1986 eğitim öğretim yılında Türkiye'de sınavlara hazırlanan 5212 öğrenci üzerinde yapılan bir araştırmaya göre bu öğrencilerin kaygı düzeyi ameliyat olacak olan genel cerrahi hastalarının kaygı düzeyinden yüksek çıkmıştır. Almanya'da Erlangen Üniversitesi'nde tıp psikolojisi öğretim üyesi olan Siegfried Lehr, yaptığı araştırmalara dayanarak, sürekli stres altında yaşayanların beyinlerinin en geç 40 yaşından sonra gerileyeceğini söylemektedir. Öyleyse kaygıdan mutlaka kurtulmak gerekir.

Kendine güvensizlik, karamsarlık, ailenin yanlış tutumları, daha önce yaşanmış başarısızlıkların takrarlanabileceği endişesi, beklentiler,imkansızlıklar, bilgisizlik... Kaygının daha pek çok sebebi olabilir. Örneğin hedefin belirsizliği, plânsızlık, çalışma metotlarını bilmemek, güvensizlik, danışılacak kişilerin olmaması, arkadaş çevresinin olumsuz telkinleri, öğrencinin önünde başarılı bir örnek olmaması, aile ve çevrenin bilinçsizliği, aileden kalıtım yoluyla getirilen davranışlar bunların arasında sayılabilir. Önemli olan kaygı yaşayan öğrencinin bu kaygısının nedeninin ne olduğunun tespit edilmesidir. Ondan sonraki aşama ise bu nedenlerin zararsız hâle getirilmesidir.
Kaygının belirtileri
Genelde kalp atışlarının hızlanması, yüzde kızarma, avuç içinde terleme, baş ağrıları, baş dönmeleri, mide kasılmaları, titreme, güvensizlik gibi fiziksel değişiklere neden olan sınav kaygısından, öğrenci en kısa zamanda kurtulmalıdır. Bundan kurtulmak için de sınav kaygısına neden olan etkenleri bilmesi gerekir

KAYGININ NEDENLERİ VE GİDERİLMESİ NEDİR?

Kendine güvensizlik, karamsarlık, ailenin yanlış tutumları, daha önce yaşanmış başarısızlıkların takrarlanabileceği endişesi, beklentiler,imkansızlıklar, bilgisizlik... Kaygının daha pek çok sebebi olabilir. Örneğin hedefin belirsizliği, plânsızlık, çalışma metotlarını bilmemek, güvensizlik, danışılacak kişilerin olmaması, arkadaş çevresinin olumsuz telkinleri, öğrencinin önünde başarılı bir örnek olmaması, aile ve çevrenin bilinçsizliği, aileden kalıtım yoluyla getirilen davranışlar bunların arasında sayılabilir. Önemli olan kaygı yaşayan öğrencinin bu kaygısının nedeninin ne olduğunun tespit edilmesidir. Ondan sonraki aşama ise bu nedenlerin zararsız hâle getirilmesidir.

KAYGININ GİDERİLMESİNDE AİLENİN ROLÜ NEDİR?

Aileye düşen sorumlulukları şu şekilde sıralayabiliriz:
Aile, çocuklarının sınavlara hazırlanması için gerekenleri ellerinden geldiğince yerine getirmeli, onlara maddi ve manevi koşulları hazırlamaya çalışmalıdır.
Aileler, çocuklarının zekâlarını sınavla ölçme yanlışlığına düşmemelidir. "Sen akıllıysan bu sınavı kazanırsın. Kazanamazsan aklından şüphe ederiz." gibi yaklaşımlardan uzak durmalıdır.
Aile, çocuklarını başka ailelerin çocuklarıyla kıyaslamamalıdır. "Bak, falanın çocuğu nasıl çalışıyor. Sen niye onun gibi değilsin? Sen niye çalışmıyorsun? Senden ne köy olur, ne kasaba. Sen adam olmazsın. Bu kafayla sen zor kazanırsın!" gibi yaklaşımlar sergilememelidir.
Aileler, çocuklarını kendileriyle ve kardeşleriyle de kıyaslamamalıdır. "Bak ablana, ağabine, o bizim yüzümüzü ağarttı. Biz senin gibiyken..." türü karşılaştırmalardan kaçınmalıdır.
Aile, anlayışlı olmalı, çocuğun sorunlarını dinlemeli, sorunlarıyla ilgilenmeli, sorunlarına çözüm bulma adına ona yardımcı olmalı, özellikle onun konuşmasına fırsat vermelidir. "Sen ne bilirsin? Sen sus. Küçükler konuşmaz." yaklaşımlarına hiç girmemelidir.
Aile, çocuğa sağladığı imkânları onun gözüne sokmamalıdır. "Neyin eksik? Biz senin gibiyken..." gibi sözler sarf etmemelidir.
Aile, çocuğa sürekli: "Çalış!" demek yerine: "Ne yaptın, nasıl gidiyor, beraber gözden geçirmemizi ister misin, bizlerden bir beklentin, bir isteğin var mı?" tarzında bir yaklaşımı tercih etmelidir.
Aile, başkalarının yanında kendi çocuklarını eleştirmemelidir.
Aile, çocuğuna onun yaşına göre davranmalı, onun kapasitesine göre beklentilere girmelidir. Dolayısıyla da çocuğu iyi tanımalıdır. Bunu için öğretmenleriyle görüşmeli, uzmanlardan yardım almalıdır. Çocuğun kapasitesini belirlerken duygusal davranmamalı, gerçekçi olmalıdır. Onu olması gerektiği gibi değil olduğu gibi değerlendirmelidir.
Aile, kendi sınav heyecanını çocuğa yansıtmamalıdır.
Aile çocuğa güvenmelidir ki çocuk da kendisine güvensin.
Aile çocukla ilgili sorunları onunla konuşarak çözme yolunu tercih etmeli; asla şiddete başvurmamalıdır.
Çocuk aileyi sevmelidir. Aileyi seven çocuk onun söylediklerine değer verir ve sözlerini de sever. Aileyi sevmeyen çocuk, ailenin beklentilerini dikkate almaz, onun söylediklerini de sevmez.
Aile yaşantısıyla çocuğa örnek olmalıdır. Aile plânlı, programlı olursa, öğrenmeyi ve kendini geliştirmeyi önemli görürse çocuğun aileden etkilenmemesi mümkün değildir.
Bütün bunlara rağmen öğrenciden beklenen davranışlar hala gerçekleşmiyorsa aile yine de bu saydıklarımızı uygulamaya devam etmelidir. Başka yollara özellikle şiddete asla başvurmamalıdır. Unutulmamalıdır ki her başarı uzun mücadelelerden ve sabırdan sonra gelir. Bir latin atasözü şöyle der: Hiçbir zafere çiçekli yollardan gidilmez

SINAVLARA NASIL HAZIRLANMALIYIZ?

1.Sık sık tekrara önem veriniz. Bir imtihandan çıktığınızda , daha sonra gelecek imtihan için hazırlanmaya başlayınız.
2.Önemli kanun,kural,teori,deney ve fikirlerin bir listesini yapınız.
3.Konunun özetini çıkarınız. Sonrada hiçbir kısmı atlamadan çalışınız.
4.Öğretmen olsaydınız hangi soruları soracağınızı düşününüz ve bunlara "doğru"cevaplar vermeye çalışınız. Verdiğiniz cevabın doğruluğundan emin olunuz.
5.İmtihan şekli hakkında öğretmenin kendisinden veya eski yıl öğrencilerinden bilgi edinmeye çalışınız. Hazırlığınızı ona göre yapınız. Çünkü herkesin imtihan şekli değişik olabilir. Bazıları kesin cevap,bazıları yorum ister.
6.Dersin ve konunun belli başlı yerlerine iyi çalışınız ve zayıf olduğunuzu sandığınız noktalara özel bir dikkat gösteriniz.
7.Eski ödev ve varsa imtihan kağıtlarınızı saklayınız ve imtihanlara girmeden önce bunları gözden geçirmeyi de unutmayınız. İmtihanlarda eski hatalarınızı tekrarlamaktan çekininiz.
8.Soruları iyi anlamaya ,yeter derecede açıklama yapmaya ,örnek vermeye önem veriniz.
9.İmtihanlardan önce ,imtihanın temposuna uygun bir çalışma ortamına giriniz. Bunun için belli bir zamanda ,belli problemleri cevaplandırma çabası içinde bulununuz.
Bu maddeleri yerine getiren bir öğrenci genel olarak imtihana hazırlanmış olur. Bazı durumlarda imtihan şekline uygun bir hazırlık yapmak ta gerekir. Test ve kompozisyon şeklindeki soruları anlamak ve sorulara uygun cevaplar vermeyi de öğrenmek gereklidir

YAZILI VE SÖZLÜ SINAVLARDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

A-Test tipi imtihanlarda şunlara dikkat edilir:
1-Testin "açıklama" veya "talimatname" kısmını iyi okuyunuz ve ne istediğinizi anlamaya çalışınız.
2-Yanlışların doğrulardan çıkarılıp çıkarılmayacağını (doğruluk formülünün uygulanıp uygulanmayacağını) sorunuz.Uygulanacaksa,kesin olarak doğruluğundan emin olduğunuz soruları cevaplandırmanız uygun olacaktır.
3-Herhangi bir soruya takılıp kalmayınız.Cevabından emin olmadığınız bir soruya,küçük bir işaret koyunuz,sonra zamanınız kalırsa,tekrar dönüp cevaplandırırsınız.
4-Soruda "yalnız","bütün","daima", "bazen" gibi sınırlandırıcı kelimeler varsa,bunlar üzerinde fazla durunuz.
5-"Tamamlama" tipi bir testte,istenilen bir terimi veya kelimeyi hatırlayamazsanız,onu açıklayıcı nitelikte birkaç kelime yazabilirsiniz.
6-Cevaplandırma bitince,testinizi yeniden gözden geçiriniz.Şüphelendiğiniz zaman,ilk cevabınızın doğru olduğunu kabul ediniz.

B-Kompozisyon Tipi İmtihanlarda Dikkat Edilecek Noktalar:
1-Soruları baştan sona kadar dikkatle okuyunuz ve sizden istenilen neler olduğuna dikkat ediniz.
2-Seçime bağlı soru varsa,bunları belirleyerek hemen atınız.
3-Önce kolay soruları cevaplandırınız.Böylelikle düşünmek için zaman kazanmış olursunuz.
4-Her cevaptan sonra,biraz boş yer bırakınız.Sonra hatırladıkça buraya yazarsınız.
5-Size en zor gelen soruyu boş bırakmayınız.Birşeyler yazmaya çalışınız.Yazdıkça,sorunun cevabı hatırınıza gelebilir.
6-Çok düşünüp,az ve öz yazmaya çalışınız.Kısa,açık ve doğru düşünceler iyi etki yapar.
7-Sorunun cevabını bilmiyorsanız,muhakeme yoluyla bulmaya ve birşeyler yazmaya çalışınız
8-Cevabınıza bir veya birkaç önemli cümle ile başlayınız.Zaman kalırsa genişletirsiniz.
9-Kompozisyon şeklindeki sorular çoğu zaman "sayınız", "tanımlayınız" , "karşılaştırınız" , "tartışınız" vb. gibidir.Bu takdirde ne isteniliyorsa o yapılmalıdır.Birinin yerine diğerini yazarsanız,yazdığınız doğru bile olsa,cevap vermemiş sayılırsınız."sayınız" dendiğinde,isimler veya benzerleri sayılır. "tanımlama"da,birşeyi birkaç şeyin hangi özelliklerine veya neye göre tanımlandıklarını da belirtiniz."karşılaştırma"da en az iki şey arasındaki benzerlik veya ayrıntılar belirtilir."tartışma"da ise dikkatle düzenlenmiş mantıki sorular verilir ve bir sonuca varılır.
10-Soruları cevaplandırdıktan sonra,verdiğiniz cevapları okumayı alışkanlık haline getiriniz. Bu suretle,yanlış,noktalama ve dilbilgisi hataları oluşmuşsa düzeltme imkanı bulmuş olursunuz.
11-Başkalarının yazmasıyla ilgilenmeyiniz ve verilen zamanı sonuna kadar kullanmaya çalışınız. İmtihan yerini terkedenler,sizden daha iyi cevaplandırmış değillerdir.Onlar basit cevap vermiş olabilirler."Ben en son kaldım" diye yersiz düşünceler kapılmayınız

SBS'YE GİRECEK ÖĞRENCİLER İÇİN YAPILACAK EN İYİ ÇALIŞMA DENEME ÇÖZMEK

Artık beyninizi deneme çözmeye kurmalısınız.
Deneme çözerken nelere dikkat edeceğiz
Eksikliklerini ortaya çıkaracaksınız,
Sınav sistemini özümseyeceksiniz,
Soru tiplerini insan tipleri gibi kavrayacaksınız.Sıra arkadaşınızı niçin unutmazsınız sürekli gördüğünüz için
Sınav heyecanını atacaksınız ,
SBS içinde 2 saate kuracaksınız zamanı kullanmayı öğrenecek,
Başkalarının arasındaki yerini ve durumunu göreceksiniz,
Hatanızı tekrarlamamayı öğreneceksiniz
Başarı grafiğinizi takip edeceksiniz,
Gerçek sınava hazır duruma geleceksiniz..
Bir öğrenci denemeler sayesinde doğrularını pekiştirir, yanlışlarını düzeltme ve eksikliklerini giderme fırsatını bulur.
Deneme sınavları gerçek sınav için bulunmaz bir fırsattır
Bir insanın tecrübesi başından ne geçtiğinde değil, başından geçenlerden aldığı derslerden ibarettir .

Ana Sayfa | Personel | Tarihçe | Etkinliklerimiz | Başarılarımız | Beldemiz | İletişim | Okul-Ale Birliği
©2007 T.C.SİMAV KAYMAKAMLIĞI Demirci İlköğretim Okulu Müdürlüğü Tüm hakları saklıdır.
Tel: 0 (274) 544 20 11 E-Posta:demirciilkogretim@hotmail.com Web-Desing:eryigit