Elden çıkınca kazanılmayan tek sermeye zamandır.
Zaman iyi planlama ile genişler, içine o kadar şey
sığar ki... İsraf edilince de olanca hızıyla akıp
gider. SABAH SAATLERİ
Uzmanlar yaptıkları sayısız araştırmada bu saatlerin
planlama, düzenleme ve ileriye dönük düşünce üretimi
için en verimli saatler olduğu sonucuna varmışlardır.
Öyleyse planlama aşamasında sabah saatleri mümkün
olduğunca öğrenmeye yönelik etkinliklere ayrılmalıdır ÖĞLE SAATLERİ
Bilimin verilerinden yola çıkarak öyle saatlerinin
dinlenmeye ayrılması gerektiğini söyleyebiliriz.Araştırmalar,
yarım saatle iki saat arasında değişebilen bu uyku
arasının öğrenciye canlılık kazandıracağını, bu
ara sonunda sanki güne yeni başlanmış gibi bir durumun
oluşacağını ortaya çıkarmıştır.
Öğleden sonra saat 4 - 6 arası zihinsel canlılığın
tekrar ortaya çıktığı belirlenmiştir. Öğrenci kalıcı
bir öğrenme istiyorsa zihnin en açık olduğu saat
olan sabah saatlerinde öğrendiklerini öğleden sonra
4 - 6 arasında tekrar etmesi gerekmektedir. 5 -
7 arasının vücut sıcaklığının en yüksek saatler
olarak belirlendiğini belirtiyorlar. Bunun anlamı,
fiziksel egzersiz olarak seçilebilecek en uygun
vakitlerin bu periyot olmasıdır. AKŞAM SAATLERİ
Akşam saat 7'den sonra ise zihin yine öğrenme faaliyetlerine
açılır. Üç saat süren bu aralık, çalışma için uygun
ve verimli bir periyottur
10 - 11 aralığı bu saatlerden sonra arttık çalışma
bırakılmalı vücudun ve zihnin dinlenmesi için yatak
odasının yolu tutulmalıdır.
PLAN NASIL
YAPILIR ?
Planlı çalışmada yapılacak ilk iş, çalışma sürelerini
belirlemektir. Yani hangi dersin hangi konusuna
ne zaman çalışılacağını saptamaktır.
Planlar ; günlük, haftalık, aylık ve yıllık olarak
değişik şekillerde yapılabilir.
Bir öğrenci en az bir adet günlük, bir adet de
haftalık plan yapmalıdır. Plan yaparken;
Günlük çalışma süreleri derslere uygun bir şekilde
ayrılmalıdır.
Hangi dersin hangi saatte çalışılacağı kararlaştırılmalıdır.
Öğrenilmesi zor olan dersler, zihnin algılama
gücünün en yüksek olduğu saatlere yerleştirilmelidir.
Öğrenilmesi kolay dersler, zihnin yorulduğu ve
algılama gücünün zayıfladığı saatlere yerleştirilmelidir.
Planlama yapılırken, plana yerleştirilen derslerin
okul derslerindeki plana uygun olması öğrenmeyi
artırır.
Çalışma günleri planlanırken her günün aynı saatlerine
denk getirilmesi öğrencinin o saatlerde çalışmaya
motive olmasını sağlayacaktır.
Planda yemeklerden sonraya ders çalışma konmamalıdır.
En az yarım saat ara verecek şekilde planlama
yapılmalıdır.
Plan hazırlanırken ders çalışma süreleri 45 -
50 dakika tutulmalı ve 10'ar dakikalık aralar
verilmelidir.
GÜNÜMÜ NASIL
VERİMLİ KULLANABİLİRİM ?
Başarıya ulaşmak, günü verimli kullanmakla doğru
orantılıdır.
Bir iş yapılırken ,sürenin yetersizliğinden yakınılıyorsa
orada bir eksiklik vardır. O da planlama eksikliğidir.
Bir çok kişi ise plan yaptığı halde gerekli öğrenmenin
gerçekleşmediğinden şikayetçidir.
Plan, yaparken planın en verimli nasıl işletileceği
veya en verimli çalışmanın ne şekilde yapılacağı
bilinmezse bu yakınmalar sürüp gider.
Kişi günü en iyi nasıl değerlendireceğini , planında
hangi zamanı neye ayıracağını iyi bilmelidir.
BAŞARIDA
HEDEFİN ROLÜ NEDİR ?
Hedef, belirli bir zaman diliminde ulaşılmak istenen
noktadır. Başarılı olmak için, öncelikle ulaşılması
düşünülen hedefin açık ve net bir şekilde tanımlanması
gerekir.
"Nereyi kazanırsam oraya giderim!" düşüncesi
kişiyi başarıya ulaştırmaz.
Şehir dışındaki akrabasını ziyarete gitmek isteyen
birisi otogara gidip rastgele bir arabaya binerse,
o araba kişiyi istediği noktaya götürmeyecektir.
Çünkü kişi nereye gitmek istediğini, gitmek istediği
yere nasıl gidebileceğini, hangi araçlarla gidebileceğini
düşünmemiş rastgele hareket etmiştir.
HEDEF NASIL
BELİRLENİR ?
Hedef belirleme niyetindeki kişi bu işi yaparken
gerçekçi olmalı, ulaşabileceği hedefler belirlenmelidir.
Hedefin gerçekçi olmasında dikkat edilecek kriterler
kişinin kapasitesi, ulaşabileceği en yüksek performans,
kişinin içinde bulunduğu ortam, maddi ve manevi
imkanlar ve kişinin o andaki seviyesidir
Hedef belirlenirken hedefin ulaşılabilir olmasının
yanında motive edici olmasına da dikkat edilmelidir.
Dikkat edilecek bu noktalar göz önünde tutularak
hedef belirleme işine geçildiğinde, kişi kendisine
bazı sorular soracak ve bu soruların cevabını
uzun uzun düşünerek verecektir. Bu cevaplar kişiyi
bir hedefe yönlendirir. Bu sorular şunlar olmalıdır?
Ben liseyi bitirip bir iş sahibi mi olmak istiyorum,
yoksa üniversiteye mi gitmek istiyorum?
Eğer kısa yoldan meslek sahibi olmak istiyorsam
hangi mesleğe uygun bir yapıdayım?
Eğer üniversiteye gitmek istiyorsam , üniversiteden
sonra nasıl bir hayat düşünüyorum?
Bunlar, temel sorulardır. Çünkü bu sorulara cevap
veren öğrenci meslek liselerini mi, askeri liseleri
mi, Anadolu liselerini mi yoksa fen liselerini
mi istediğini belirleyecektir. Örneğin, kısa yoldan
meslek sahibi olmak isteyenin fen ve Anadolu liselerini
hedeflemesi yanlış olur. Ya da kişiliği, yapısı,
isteği askeri okul formatında olan kişinin diğer
okulları hedeflemesi gereksiz olur.
Ancak bu soruların cevapları verilirken şunları
da düşünmelisiniz:
- 10 yıl sonra nerede olmak istersiniz?
- Hayata dair hayalleriniz neler?
- Bir yıl sonra nerede olmak istersiniz?
Bu soruları rahatlıkla cevaplayabiliyorsanız hedefiniz
yavaş yavaş önünüzde şekillenecektir.
Bir okul türü belirlendikten sonra bölüm belirlemek
de gerekebilir. O zaman kişi kendine şu soruları
sormalıdır:
- Bu okul bana ne kazandıracak?
- Okulun bana kazandırdıkları ne işe yarayacak?
- Kazandırdıklarını kullanmakla nereye varacağım?
- Vardığım yer istediğim yer mi olacak
HEDEFE NASIL
ULAŞILIR?
Yukarıdaki yönetmen koltuğuna oturabilmekten geçer
kendi kendini yönetmek.
- Her gün belili sayıda test çözmek
- Her hafta bir deneme sınavı çözmek
- Okuldaki yazılılardan iyi notlar almak
- Sınavlara hazırlık kitaplarını bitirmek
- Dershaneye gitmek
- "X" fen lisesini kazanmak
- Yabancı dil öğrenmek
- Bilgisayar bilgisi geliştirmek
- Üniversite sınavını kazanmak
- Mühendis olmak
Bu soruların cevapları kafanızda net olmalı.
Ali diyelimki Fatma'ya nereyi istiyorsun dediğinde
kem küm ık mık demeden
Falan okulu istiyorum çünkü şu sebepten diyebilmelidir.
Cevap net ve açık olmalıdır
Yani kendi kendinizin yönetmeni olabilmelisiniz...
ÇALIŞMA ORTAMINDA
NELER OLMALI ?
Mümkünse her öğrencinin özel bir çalışma odası
olması olmalıdır
Çalışma odasında ders çalışmak için kullanılacak
bir masa olmalıdır
Öğrencinin oturabileceği bir sandalye olmalıdır.
Sandalye yumuşak olmamalıdır.
Küçük bir kütüphane, çalışma odasının temel eşyalarındandır.
Bu kitaplıkta sadece ders çalışma kitapları olmalıdır.
Bu odada televizyon, yatak gibi öğrencinin her
an çalışmasını bozabilecek, öğrencinin motivasyonunu
bozup ona uyuma gibi şeyler hatırlatacak eşyalar
bulunmamalıdır
Duvarlarda sadece hedefi hatırlatıcı afiş veya
resimler bulunabilir
Çalışma odası tertipli ve düzenli olmalı, dikkati
dağıtacak gereksizlikler olmamalıdır
Ders çalışma odasında müzik çalar olmamalıdır.
Müzik, ders çalışırken dinlenirse kişinin algılama
yeteneğini zayıflatır
Oda sıcaklığı çalışmaya uygun olmalı sıcak ve
soğuk olmamalı dır. Tavsiye edilen oda sıcaklığı
20-25 derece arasıdır
Çalışma odası yeteri kadar ışık almalıdır
Çalışma odasının rengi de çok önemlidir. Açık
mavi ve açık yeşil renkler doğada çokça bulunan
renkler olmakla birlikte gözü dinlendirici özelliktedir.
Ders çalışma odası sadece ders çalışmak için kullanılmalıdır.
O oda öyle olmalıdır ki öğrenci o odaya girdiğinde
doğal olarak ders çalışmaya aklına getirmeli,
ders çalışmaya vücut kendisini uyarmalıdır.
Bütün bunların yanında, başarılı bir öğrenci her
ortamda çalışmayı öğrenmelidir. Teneffüs arasında,
kütüphanede, durakta otobüs beklerken, otobüste
yolculuk yaparken hep boş vaktini değerlendirmenin
yollarını aramalıdır.
BAŞARIYA
ULAŞIRKEN MUTLAKA UĞRAMANIZ GEREKEN DURAKLAR
1. İnsanın davranışı bir hedefe yöneliktir. Öyleyse
hedeflerinizi iyi tespit edin ve belli hedefe
yönelik olarak çalışın.
2. İnsan davranışı güdülenmiştir . Öyleyse yaptığınız
çalışmaya karşı bir ilgi geliştirin . İlgiyi geliştirebilmek
için :
a. Yeni öğrendiğiniz konunun geçmişte öğrendiklerinizle
bağlarını kurun.
b. Bilgişyi mümkün olduğu kadar kendinize mal
edin , şahsileştirin.
c. Öğrendiğiniz konu hakkında yeterince bilgi
edinin.
d. Başarı imkanı sağlayın. Çünkü başarı ilgiyi
besler .
e. Konuyla ilgili malzemeyle mümkün oldukça doğrudan
ilişki kurun.
f. Sınıftaki çalışmalara mutlaka katılın
g. Öğrendiklerinizi uygulamaya çalışın.
3. Zihni setler kişiyi belli bir doğrultuda davranışa
yöneltirler. Öyleyse kendinizi çeşitli şartlar
altında çalışmaya hazır duruma getirin. Belli
bir çalışma programına göre çalışın. Bu çalışma
programında dinlenmeye ve eğlenmeye yeterince
zaman ayırın.
4. İyi alışkanlıkların kazanılması zaman alır
ve tekrara bağlıdır. Öyleyse ders çalışma temel
alışkanlıkların başında gelen okuma alışkanlığını
geliştirir . Bu konuda şu hususları gözetin :
a. İlginç ve kolay metinler üzerinde alıştırmalar
yapın.
b. Belli aralıklarla kısa süreli alıştırmalar
yapın. Günde 10 dakikalık 1 veya 2 alıştırma ,
haftada bir kez yapılacak 1 - 2 saatlik çalışmadan
daha verimli olacaktır.
c. Okumanızı hızlandırmak amacıyla okuma alıştırmaları
yapın. Okumada en önemli husus anlamadır. Araştırmalar
göstermektedir ki daha hızlı okuyanlar okuduklarını
daha iyi anlarlar. Bu durum şöyle açıklanabilir
: kelimeleri gruplandırarak okumak , okuma hızını
arttırır. Çünkü anlam ancak kelimeler gruplandırılarak
daha iyi anlaşılabilir.
d. Sesli okumaktan, dudak hareketlerinden kaçının.
Sesli okumak , okuma hızını düşürür ki , bu da
aşağı yukarı dakikada 100 kelimedir. Sessiz okuyunca
yaklaşık iki katına çıkar.
e. Çeşitli şartlar altında okuma alıştırmaları
yapın. Alışık olduğunuz ortamın dışında ve kendi
okuma hızınızın üstüne çıkacak derecede denemeler
yapın.
f. Okurken daima fikri bulmaya çalışın. Pasif
bir okuyucu olmayan ve bir süre okuduktan sonra
fikirleri hatırlamaya çalışın
g. Kelime bilginizi geliştirin. Kelimelerin bir
araya gelmeleri bir fikir ortaya koyacaktır. Bir
çok bilmediğiniz kelime ile karşılaşırsanız kesintisiz
okuyamazsınız veya fikri anlayamazsınız.
h. Okurken gözlerinizin geriye dönüş hareketlerinden
kaçının.
i. Satır sonlarında duraklamayın. Okurken bakışınız
daha çok sayfanın ortasına yönelik olmalı ve aşağı
doğru okumalısınız.
j. Okuma alışkanlıklarından ilgili gelişmeleri
kaydedin. Belli bir yazı türünü okuma hızınızı
, birkaç denemenin ortalaması olarak tespit edin.
Çeşitli yazıları değişik amaçlarla okuyun ve her
biri için kendinizce bir değerlendirme yapın,
k. Okuma hızınızı yavaşlatmak için dikkate alınacak
bir başka husus bütün parçayı okuyup bitirmeden
not almamaktır. Not almak için okuma sık sık kesilirse
okuma hızı düşer. Önemli yerlerin altını çizmek
te aynı sebeple mahzurludur. Önemli kısımların
başına yatay bir çizgi veya nokta koymak daha
yerinde olacaktır.
5. Öğrenme aktif bir süreçtir ve şahsi katılmayı
gerektirir. Dersi dinleme ve okuma gibi faaliyetlerde
anlamayı sağlayan dinleyenlerin veya okuyanların
kendi tepkileridir. Öyle ise iletişim geniş ölçüde
dile dayalı olduğuna göre , dil kabiliyetinizi
geliştirin. Bizim psikolojik dünyamıza anlam vermemiz
dil sayesindedir.
6. Öğrenilenlerin bir kısmı unutulur .En fazla
unutma öğrenmeden hemen sonradır. Anlamlı öğrenme
daha kalıcıdır. Öğrenme ile öğrenilenlerin hatırlanması
arasında girişilen faaliyetlerin öğrenilenlere
benzerlik derecesi unutmaya tesir eden önemli
bir sebeptir. En fazla unutma uykuda meydana gelir.
Unutmaya tesir eden diğer sebepler aşırı öğrenme,gayeli
öğrenme , anlamlı öğrenme gibi öğrenmelerdir.
İlk tekrar öğrenmenin hemen arkasından veya yakın
bir zamanda yapılmalıdır.Aralıklı tekrarlar daha
faydalıdır.Öğrenirken ilişkileri görmeye çalışın,genellemeler
yapın,çevrenizdeki olaylarla diğer öğrendikleriniz
arasında ilişki kurun.Sınıfta tuttuğunuz notların
ilişkileri göstermesine dikkat edin.Herşeyi yazmayın.İlişkileri
kaydedin.O gun yapılan dersleri aktif olarak hatırlamaya
çalışın.
Aktif hatırlama ip uçları olmaksızın hatırlamadır.İp
uçları ile hatırlama kolay olur.Çoktan seçmeli
veya eşleştirmeli bir test sorusu aktif hatırlamayı
gerektirmez bu tipsoruları cevaplamada tanıma
seviyesinde hatırlama yeterlidir.Kendi kendine
anlatma aktif hatırlamayı gerektirdiğinde,iyi
bir çalışma tekniğidir.Aktif hatırlamadan sonra
tekrar kitabımıza veya notlarımıza dönerek eksik
veya hatalarınız varsa kontrol edin.
7. Grupla çalışma,üyeler hazırlıklı değilse iyi
sonuç vermez.Bu durumda hazırlıklı olanlardan
bir veya iki kişi öğrenir,diğerleri öğrenemez.Bir
kişi anlatırsa belki sonuç alınabilir.Asıl olan
herkesin hazırlıklı olmasıdır.Çünkü herkes hazırlıklı
olursa değişik ilişkileri guruba getireceğinden
gurup üyeleri daha çok ilişkiyi fark etmiş olur.
· Eğitim öğretimde rehberlik esastır.
· Her çocuk birbirinden farklıdır.
· Çocuklar başkalarının istedikleri değil,ilgi
duydukları şeyleri öğrenirler.
· Görmek ve işitmekten çok yaparak öğrenirler.
· Yaratıcı düşünme gücüne sahip kılınmalıdır.
· Eğitim öğretim,okul ile ailenin işbirliği ile
gerçekleşir.
· Öğrencilere sınıf seviyesinde pürüzsüz ve doğru
okuma,doğru anlamadoğru ve düzgün anlatma yeteneği
kazandırılmalıdır.
· Yaratıcı düşünme gücü sahip kılınmalıdır.
· Çocuklara:Seviyesine göre eleştirisel yollarda
düşünme yeteneği kazandırmak esastır.
MOTİVASYON NEDİR?
NASIL SAĞLAYABİLİRİZ?
Çalışmaya başlayamamak kişide motivasyon eksikliği
olduğunu gösterir. Çünkü motivasyon kişiyi davranışa
yönlendiren istektir. Eğer davranış gerçekleşmiyorsa
motivasyon eksikliği söz konusudur
Sınav sonucunda ulaşılacak hedef iyi belirlenmişse
ve öğrenci bu hedefe ulaşmak istiyorsa hedefi
düşünmesi onu çalışmaya motive edecektir. Bu bakımdan
çalışma konusunda bir isteksizlik hissettiğinizde
bol bol hedefinizle ilgili hayaller kurun.
Merak, motivasyonu sağlar. Bu nedenle çalışılacak
dersle ilgili sizi meraklandıracak konular araştırın.
Bunun için sevdiğiniz derslerden yararlanabilirsiniz.
İlgi motivasyonu artırır. Derslerin ilgilendiğiniz
kısımlarının üzerinde durun. Daha sonra ilgi alanlarınızı
genişletin. Bunun için derslerden öğrendiklerinizin
günlük hayatla bağlantısını kurmaya çalışın. Bu
şekilde, çalışmaya başlayamamak gibi bir sorundan
kurtulabilirsiniz.
YOĞUNLAŞMAK
İÇİN ALINACAK TEDBİRLER NELERDİR ?
- Çok istenen ve gerçekleştirilebilir bir hedef
belirlemek,
- Hedefe yönelik uygulanabilir ve gerçekçi bir
plân yapmak,
- Çalışmayı hatırlatacak ortamlarda bulunmak,
- Zihnin açık olduğu saatleri değerlendirmek,
- Çalışkan arkadaşlarla grup çalışması yapmak,
- Yapılan işi sevmeye çalışmak,
- Çalışmayı engelleyici endişelerin üzerine gidip
onları yenmek,
- Ulaşılması hayal edilen hedefi hatırdan çıkarmamak
ÇALIŞMALARIN
PLANLANMASI
· Ne zaman ve nasıl çalışacağını belirleyiniz.
Bir çok çalışma konusu ile aynı anda karşılaşınca
hangi işten başlayacağımızı bilemez, çalışmalarınızı
planlayamaz iseniz hem zaman kaybeder hem de çalışma
isteğinizi kaybedersiniz. Plansız çalışılan bir
işten verim alamazsınız.
· Konularınızdan her birine gerekli çalışma süresinin,
bir haftalık deneme için kaydını tutunuz. Uyku,
dinlenme, çalışma, sosyal münasebetler için gerekli
zamanı gün gün tespit ediniz.
· Her çalışma parçanızın süresini çalışılacak
konunun tipine ve zorluğuna göre ayarlayınız.
· Her çalışma bölümünü mümkün olduğu kadar sınıfta
anlatacağınız zaman nispetine yakın yerleştiriniz.
· Bir ders çalıştıktan sonra, hemen benzer bir
dersi çalışmayınız.
· Size güç gelen dersleri, günün en verimli olarak
çalıştığınız saatlere koyunuz.
Haftalık olarak hazırladığınız deneme programını
size en uygun hale gelinceye kadar değiştiriniz.
Haftalık programınızı yaptıktan sonra görebileceğiniz
bir yere asınız. Her çalışma gününden sonra da
programa ne derecede uygun çalıştığınızı tespit
ediniz. En önemli nokta hazırladığınız planınızı
mecbur kalmadıkça günü gününe, saati saatine hiç
değişiklik yapmadan herhangi birini atlamadan
uygulamaya koyunuz.
KENDİ KENDİNE
İŞ YAPABİLME YETENEĞİNİ KAZANMA ?
Bir öğrenci, gerek sınavlarda gerekse hayatta
başarılı olmak istiyorsa kendi başına davranma
yeteneğini edinmelidir. Ders çalışırken hep başkalarından
yardım beklememelidir. Aksi taktirde öğrenmesi
gerekenleri tam olarak öğrenemeyecektir. Aile
ve öğretmenler, öğrenciye yol gösterici olmalıdır.
Ne aile ve öğretmenler bu sınırdan taviz vermelidir
ne de öğrenciler bundan daha fazlasını talep etmelidir.
Bisiklet sürenleri kırk yıl izleseniz, kendiniz
bizzat bisikletin üstüne binip onu sürmeyi öğrenmeye
çalışmadıktan sonra kesinlikle bisiklet sürmeyi
öğrenemezsiniz. Sınavlara hazırlanırken karşılaşılacak
sorunların aşılmasında büyüklerden sadece yardım
isteyiniz, ancak sorunlarınızı onların çözmesini
istemeyiniz. Ödevlerini hep başkalarına yaptıran
bir öğrenci sınavlarda ne kadar başarılı olabilir
ki?
DİNLEMENİN
VE NOT TUTMANIN ÖNEMİ NEDİR ?
İyi bir dinleyici olmak için ön sıralar tercih
edilebilir, dersi aksatmamak gerekir, duyular
tam kullanılmalıdır
Not tutmak için ders takibi bilginin sürekliliğinden
dolayı çok önemlidir. Bir zincirin iş görebilmesi
için bütün halkalarının tam olması gerekir
Not tutmayıp da başkalarının tuttuğu notları kullanmak
verimli olmaz
Ders takibi not tutmayı sağladığı gibi anlatılan
dersin anlaşılmasını da kolaylaştırır
Not tutarken anlaşılır tarzda kısaltmalar yapılabilir.
Ayrıca öğretmenin vurguladığı tekrar tekrar üzerinde
durduğu bölümler işaretlenmelidir. Bu bölümler
sınavlarda soru olarak gelebilir.
BAŞARININ DENENMİŞ
YOLLARI
Geothe: "Uğraş kişiyi mutlu kılan şeydir;
önce gücüyle bir kötülüğü kısa sürede iyiye dönüştürür.
Bu nedenle, yarın, erkenden iş başına! Evet, dün
yaptığınızı yıkılmış bulursanız, tıpkı karıncalar
gibi, hemen yıkıntıları kaldırmalı, önlemleri
yeniden düşünüp bulmalısınız. Böyle olursa, dünyanın
kendisi yuvarlanıp içinden parçalansa bile, onu
siz yeniden kurarsınız, sonsuza değin zevkle..."
diyor. Öyleyse:
Çalışmak için uygun bir yer ve zaman aramayınız;
çünkü her yer ve zaman çalışmak için uygundur.
Bugünün işini yarına bırakmayın, zira her günün
işi kendine yetecek kadardır.
Belli bir zaman diliminde bir işi en iyi şekilde
yapmaya çalışın. Öyle ki dikkatiniz ve kuvvetiniz
dağılıp gitmesin.
Karşınıza çıkan zorlukları veya engelleri önce
küçük küçük parçalara ayırın, sonra her bir parçayı
yenmeye çalışın. Bir engeli aşmadan diğerine asla
geçmeyin.
Yaptığınız işten yorulduysanız ya o anki işinizi
değiştirin veya çalışma hızınızı yavaşlatın; fakat
asla boş durmayın.
Çalışmaya başladığınızda acele etmeyin, telaş
etmeyin; öğrenerek ve öğrendiklerinizi sindirerek
ilerleyin.
İşinizle ilgili en küçük bir noktayı bile küçümsemeyin,
ihmal etmeyin, küçük ihmaller büyük zararlara
yol açar.
Zihninizin algılama gücünün en yüksek olduğu saatleri
araştırıp bulun ve çalışmalarınızın en yoğun kısmını
bu zaman dilimlerinde gerçekleştirin
THOMAS EDISON'UN
BAŞARI SIRRI…
Kişi, neyi gerçekleştirmek istiyorsa, gerçekleştirmek
istediği şeyle ilgili kesin bilgiler elde etmelidir.
Kişi, ulaşmak istediği hedefe aklıyla odaklanmalı
ve hedefine ulaşmak için o konuda edindiği ve
de edinebileceği bütün bilgileri kullanmalıdır.
Kişi, kaç kez hayal kırıklığına uğrarsa uğrasın
hedefine ulaşmak için çalışmalarına devam etmeli,
asla yılmamalıdır.
Kişi, bir başkasının kendisiyle aynı doğrultudaki
hedefine yönelik çalışmalarında başarısız olmasından
etkilenmemelidir.
Kişi, karşılaştığı sorunların çözümünün bir yerlerde
mutlaka var olduğunu ve onu mutlaka bulacağını
düşünmeli ve bu fikirle yaşamalı; sonuçta da başarıyı
yakalayacağını hayal ederek hedefine emin adımlarla
yürümelidir
Uzmanlar, insan beyninin aynı anda birden çok
uyaranı algılayabildiğini; ancak bunlardan sadece
birine dikkati toplayabildiğini söylüyorlar
Bazı öğrenciler, televizyonun bulunduğu ortamda
televizyon açıkken ders çalışma yanlışına düşüyorlar.
Oysa hem ders çalışmak, hem de televizyonu göz
ucuyla da olsa seyretmek öğrenmenin verimli bir
şekilde gerçekleşmesini engeller.
Televizyon izleme ile ders çalışma bir arada olmayacağı
gibi ders çalışmadan sonra verilen 10-15 dakikalık
kısa aralıkların da televizyon izlemekle değerlendirilmesi
yanlıştır
Teknoloji hızla gelişmekte. Bilgi çağında yaşadığımız
sürekli tekrarlanmakta. Bilgisayar ve internet
neredeyse televizyonun yerini almak üzere. Bu
da kendine göre yeni sorunlar getiriyor.
İnternette dolaşırken yaptığım gözlemlerde "chat"
yapan öğrencilerimle konuşmalarımda tespit ettiğim
gerçek bu. O kadar ki kızlar erkek, erkekler de
kız isimleriyle "chat" yapmayı alışkanlık
haline getirmiş. Nasıl izah edilirse edilsin bu
durumun, sağlıklı bir gidiş olmadığı açık
Chatleşme"yi bir tutku haline getirenler,
bir süre sonra "geyik muhabbetleriyle"
zaman öldürdüklerini pek fark etmiyorlar. Bu durum
çalışmaya büyük zarar veriyor. Öğrenci "chat"
e takılıp kalıyor. Bağımlılık haline gelen "chat",
çalışma planlarını alt üst ediyor.
Anthony Robbins: "Kararlılık, insan iradesini
uyandırma zilidir." diyor. Benjamin Franklin
kararlılık hakkında: "Yapmak istediğin bir
şeyi düşünerek karar ver, verdiğin kararı da mutlaka
gerçekleştir." diyor.
Kararlılık, çalışmaya başlama iradesini ortaya
koyabilmenin yanında; hedeflere ulaşma sürecinde
ortaya çıkan engeller karşısında yılmadan yola
devam etmektir
ÇOCUĞUMDA SINAV
KAYGISI VAR MI?
VARSA NE YAPMALIYIM?
Kaygılı öğrenci sevecendir, acıma duygusu gelişmiştir.
Kendisi gibi aile bireyleri için de üzülür. Arkadaş
ilişkileri genellikle iyidir. Arkadaşları tarafından
genelde sevilir. Kaygılı öğrenci kurallara uymaya
özen gösterir. Eleştirilmeye hazırlıksızdır, beğenilmek
ister. Kaygı duyduğu konular rüyasına girer. Kaygılandığı
konularda çok heyecanlanır, yerinde duramaz. Kısacası
kaygılı öğrenci sürekli tedirgin olup, duygusal
tepkileri abartılıdır. Kaygılı öğrenci, nedenini
bilmediği korkular çeker. Soluğu yetmiyormuş gibi
sık sık soluk alıp verir, terler. Kaygılı öğrenciler,
ailelerine bağımlıdır. Ailelerin kendilerine destek
olmaları ve her zaman yanlarında olmalarını beklerler.
Uykuları düzensizdir. Okul korkusu bu öğrencilerde
daha çabuk gelişir.
Yapması gerekenleri uygulamak ve hedeflerine ulaşabilmek
için gerekli plânlamayı yapmalı; bunun için de
uzmanlardan (öğretmenler) gerekli bilgiyi almalı,
yapacağı her şeyi onlara danışmalıdır. Emerson:
"Korkunun kaynağı cehalettir." diyor.
Plânını uygulamayı başarabildiğini görünce kendine
güveni gelecek, iş yapabilme becerisi gelişecektir.
Kişinin kendine güveni gelmesi kaygıyı azaltacaktır.
Ayrıca kişinin bir plân doğrultusunda doyurucu
bir çalışma yapması, kaygısını azaltacaktır. Dale
Carnegie: "Dertler için tek bir deva vardır,
dünyanın bütün ilaçlarından iyidir: Çalışmak..."
diyor.
Kendine güven duygusu kaygıyı azalttığına göre,
bu duyguyu geliştirici etkinliklere yönelmeli,
eskiden başarılı olduğu etkinlikleri hatırlamalı,
bunu tekrar yapabileceğine kendisini inandırmalıdır.
Gerçekçi olmalıdır. Gerçekçi olunmazsa hedefe
yönelik yetersiz çalışmalar güvenini kıracak,
kendini beceriksiz hissetmesine yol açacaktır.
Öyleyse kendini iyi tanımalı, kapasitesini iyi
belirlemeli, bunun için de öğretmenlerinden destek
almalıdır. Jonathan Swift: "Kimse görmek
istemeyenler kadar kör değildir." der. Gerçekleri
görmek, başarıya kapı açar; kaygıyı azaltır
KAYGININ ETKİLERİ
VE BELİRTİLERİ NELERDİR?
Yapılan araştırmalar, stres sırasında beyinde
salgılanan maddelerin miktarındaki artışın öğrenmeyi
olumlu etkilediğini ortaya koymuştur. Ancak öğrenme
karmaşıklaştıkça ve öğrenme süresi uzadıkça yüksek
kaygının öğrenmeyi zorlaştırdığı belirlenmiştir.
Bu durumda kaygı düzeyi düşük olan öğrencilerin,
kaygı düzeyi yüksek olan öğrencilerden daha başarılı
olduğu tespit edilmiştir. Çünkü yüksek kaygı sırasında,
beyinde salgılanan maddelerdeki artış, öğrenme
süreci için gerekli olan protoin sentezini engelleyici
boyutlara ulaşır.
Öyleyse sorumluluk duygusunu aşacak şekilde bir
kaygı, başarıyı engelleyici bir saplantı hâline
gelir.
Uzmanlar, kaygının öğrenci başarısını olumsuz
etkilediğini tespit etmişlerdir. 1985 - 1986 eğitim
öğretim yılında Türkiye'de sınavlara hazırlanan
5212 öğrenci üzerinde yapılan bir araştırmaya
göre bu öğrencilerin kaygı düzeyi ameliyat olacak
olan genel cerrahi hastalarının kaygı düzeyinden
yüksek çıkmıştır. Almanya'da Erlangen Üniversitesi'nde
tıp psikolojisi öğretim üyesi olan Siegfried Lehr,
yaptığı araştırmalara dayanarak, sürekli stres
altında yaşayanların beyinlerinin en geç 40 yaşından
sonra gerileyeceğini söylemektedir. Öyleyse kaygıdan
mutlaka kurtulmak gerekir.
Kendine güvensizlik, karamsarlık, ailenin yanlış
tutumları, daha önce yaşanmış başarısızlıkların
takrarlanabileceği endişesi, beklentiler,imkansızlıklar,
bilgisizlik... Kaygının daha pek çok sebebi olabilir.
Örneğin hedefin belirsizliği, plânsızlık, çalışma
metotlarını bilmemek, güvensizlik, danışılacak
kişilerin olmaması, arkadaş çevresinin olumsuz
telkinleri, öğrencinin önünde başarılı bir örnek
olmaması, aile ve çevrenin bilinçsizliği, aileden
kalıtım yoluyla getirilen davranışlar bunların
arasında sayılabilir. Önemli olan kaygı yaşayan
öğrencinin bu kaygısının nedeninin ne olduğunun
tespit edilmesidir. Ondan sonraki aşama ise bu
nedenlerin zararsız hâle getirilmesidir.
Kaygının belirtileri
Genelde kalp atışlarının hızlanması, yüzde kızarma,
avuç içinde terleme, baş ağrıları, baş dönmeleri,
mide kasılmaları, titreme, güvensizlik gibi fiziksel
değişiklere neden olan sınav kaygısından, öğrenci
en kısa zamanda kurtulmalıdır. Bundan kurtulmak
için de sınav kaygısına neden olan etkenleri bilmesi
gerekir
KAYGININ NEDENLERİ
VE GİDERİLMESİ NEDİR?
Kendine güvensizlik, karamsarlık, ailenin yanlış
tutumları, daha önce yaşanmış başarısızlıkların
takrarlanabileceği endişesi, beklentiler,imkansızlıklar,
bilgisizlik... Kaygının daha pek çok sebebi olabilir.
Örneğin hedefin belirsizliği, plânsızlık, çalışma
metotlarını bilmemek, güvensizlik, danışılacak
kişilerin olmaması, arkadaş çevresinin olumsuz
telkinleri, öğrencinin önünde başarılı bir örnek
olmaması, aile ve çevrenin bilinçsizliği, aileden
kalıtım yoluyla getirilen davranışlar bunların
arasında sayılabilir. Önemli olan kaygı yaşayan
öğrencinin bu kaygısının nedeninin ne olduğunun
tespit edilmesidir. Ondan sonraki aşama ise bu
nedenlerin zararsız hâle getirilmesidir.
KAYGININ GİDERİLMESİNDE
AİLENİN ROLÜ NEDİR?
Aileye düşen sorumlulukları şu şekilde sıralayabiliriz:
Aile, çocuklarının sınavlara hazırlanması için
gerekenleri ellerinden geldiğince yerine getirmeli,
onlara maddi ve manevi koşulları hazırlamaya çalışmalıdır.
Aileler, çocuklarının zekâlarını sınavla ölçme
yanlışlığına düşmemelidir. "Sen akıllıysan
bu sınavı kazanırsın. Kazanamazsan aklından şüphe
ederiz." gibi yaklaşımlardan uzak durmalıdır.
Aile, çocuklarını başka ailelerin çocuklarıyla
kıyaslamamalıdır. "Bak, falanın çocuğu nasıl
çalışıyor. Sen niye onun gibi değilsin? Sen niye
çalışmıyorsun? Senden ne köy olur, ne kasaba.
Sen adam olmazsın. Bu kafayla sen zor kazanırsın!"
gibi yaklaşımlar sergilememelidir.
Aileler, çocuklarını kendileriyle ve kardeşleriyle
de kıyaslamamalıdır. "Bak ablana, ağabine,
o bizim yüzümüzü ağarttı. Biz senin gibiyken..."
türü karşılaştırmalardan kaçınmalıdır.
Aile, anlayışlı olmalı, çocuğun sorunlarını dinlemeli,
sorunlarıyla ilgilenmeli, sorunlarına çözüm bulma
adına ona yardımcı olmalı, özellikle onun konuşmasına
fırsat vermelidir. "Sen ne bilirsin? Sen
sus. Küçükler konuşmaz." yaklaşımlarına hiç
girmemelidir.
Aile, çocuğa sağladığı imkânları onun gözüne sokmamalıdır.
"Neyin eksik? Biz senin gibiyken..."
gibi sözler sarf etmemelidir.
Aile, çocuğa sürekli: "Çalış!" demek
yerine: "Ne yaptın, nasıl gidiyor, beraber
gözden geçirmemizi ister misin, bizlerden bir
beklentin, bir isteğin var mı?" tarzında
bir yaklaşımı tercih etmelidir.
Aile, başkalarının yanında kendi çocuklarını eleştirmemelidir.
Aile, çocuğuna onun yaşına göre davranmalı, onun
kapasitesine göre beklentilere girmelidir. Dolayısıyla
da çocuğu iyi tanımalıdır. Bunu için öğretmenleriyle
görüşmeli, uzmanlardan yardım almalıdır. Çocuğun
kapasitesini belirlerken duygusal davranmamalı,
gerçekçi olmalıdır. Onu olması gerektiği gibi
değil olduğu gibi değerlendirmelidir.
Aile, kendi sınav heyecanını çocuğa yansıtmamalıdır.
Aile çocuğa güvenmelidir ki çocuk da kendisine
güvensin.
Aile çocukla ilgili sorunları onunla konuşarak
çözme yolunu tercih etmeli; asla şiddete başvurmamalıdır.
Çocuk aileyi sevmelidir. Aileyi seven çocuk onun
söylediklerine değer verir ve sözlerini de sever.
Aileyi sevmeyen çocuk, ailenin beklentilerini
dikkate almaz, onun söylediklerini de sevmez.
Aile yaşantısıyla çocuğa örnek olmalıdır. Aile
plânlı, programlı olursa, öğrenmeyi ve kendini
geliştirmeyi önemli görürse çocuğun aileden etkilenmemesi
mümkün değildir.
Bütün bunlara rağmen öğrenciden beklenen davranışlar
hala gerçekleşmiyorsa aile yine de bu saydıklarımızı
uygulamaya devam etmelidir. Başka yollara özellikle
şiddete asla başvurmamalıdır. Unutulmamalıdır
ki her başarı uzun mücadelelerden ve sabırdan
sonra gelir. Bir latin atasözü şöyle der: Hiçbir
zafere çiçekli yollardan gidilmez
SINAVLARA NASIL
HAZIRLANMALIYIZ?
1.Sık sık tekrara önem veriniz. Bir imtihandan
çıktığınızda , daha sonra gelecek imtihan için
hazırlanmaya başlayınız.
2.Önemli kanun,kural,teori,deney ve fikirlerin
bir listesini yapınız.
3.Konunun özetini çıkarınız. Sonrada hiçbir kısmı
atlamadan çalışınız.
4.Öğretmen olsaydınız hangi soruları soracağınızı
düşününüz ve bunlara "doğru"cevaplar
vermeye çalışınız. Verdiğiniz cevabın doğruluğundan
emin olunuz.
5.İmtihan şekli hakkında öğretmenin kendisinden
veya eski yıl öğrencilerinden bilgi edinmeye çalışınız.
Hazırlığınızı ona göre yapınız. Çünkü herkesin
imtihan şekli değişik olabilir. Bazıları kesin
cevap,bazıları yorum ister.
6.Dersin ve konunun belli başlı yerlerine iyi
çalışınız ve zayıf olduğunuzu sandığınız noktalara
özel bir dikkat gösteriniz.
7.Eski ödev ve varsa imtihan kağıtlarınızı saklayınız
ve imtihanlara girmeden önce bunları gözden geçirmeyi
de unutmayınız. İmtihanlarda eski hatalarınızı
tekrarlamaktan çekininiz.
8.Soruları iyi anlamaya ,yeter derecede açıklama
yapmaya ,örnek vermeye önem veriniz.
9.İmtihanlardan önce ,imtihanın temposuna uygun
bir çalışma ortamına giriniz. Bunun için belli
bir zamanda ,belli problemleri cevaplandırma çabası
içinde bulununuz.
Bu maddeleri yerine getiren bir öğrenci genel
olarak imtihana hazırlanmış olur. Bazı durumlarda
imtihan şekline uygun bir hazırlık yapmak ta gerekir.
Test ve kompozisyon şeklindeki soruları anlamak
ve sorulara uygun cevaplar vermeyi de öğrenmek
gereklidir
YAZILI VE SÖZLÜ
SINAVLARDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
A-Test tipi imtihanlarda şunlara dikkat edilir:
1-Testin "açıklama" veya "talimatname"
kısmını iyi okuyunuz ve ne istediğinizi anlamaya
çalışınız.
2-Yanlışların doğrulardan çıkarılıp çıkarılmayacağını
(doğruluk formülünün uygulanıp uygulanmayacağını)
sorunuz.Uygulanacaksa,kesin olarak doğruluğundan
emin olduğunuz soruları cevaplandırmanız uygun
olacaktır.
3-Herhangi bir soruya takılıp kalmayınız.Cevabından
emin olmadığınız bir soruya,küçük bir işaret koyunuz,sonra
zamanınız kalırsa,tekrar dönüp cevaplandırırsınız.
4-Soruda "yalnız","bütün","daima",
"bazen" gibi sınırlandırıcı kelimeler
varsa,bunlar üzerinde fazla durunuz.
5-"Tamamlama" tipi bir testte,istenilen
bir terimi veya kelimeyi hatırlayamazsanız,onu
açıklayıcı nitelikte birkaç kelime yazabilirsiniz.
6-Cevaplandırma bitince,testinizi yeniden gözden
geçiriniz.Şüphelendiğiniz zaman,ilk cevabınızın
doğru olduğunu kabul ediniz.
B-Kompozisyon Tipi İmtihanlarda Dikkat Edilecek
Noktalar:
1-Soruları baştan sona kadar dikkatle okuyunuz
ve sizden istenilen neler olduğuna dikkat ediniz.
2-Seçime bağlı soru varsa,bunları belirleyerek
hemen atınız.
3-Önce kolay soruları cevaplandırınız.Böylelikle
düşünmek için zaman kazanmış olursunuz.
4-Her cevaptan sonra,biraz boş yer bırakınız.Sonra
hatırladıkça buraya yazarsınız.
5-Size en zor gelen soruyu boş bırakmayınız.Birşeyler
yazmaya çalışınız.Yazdıkça,sorunun cevabı hatırınıza
gelebilir.
6-Çok düşünüp,az ve öz yazmaya çalışınız.Kısa,açık
ve doğru düşünceler iyi etki yapar.
7-Sorunun cevabını bilmiyorsanız,muhakeme yoluyla
bulmaya ve birşeyler yazmaya çalışınız
8-Cevabınıza bir veya birkaç önemli cümle ile
başlayınız.Zaman kalırsa genişletirsiniz.
9-Kompozisyon şeklindeki sorular çoğu zaman "sayınız",
"tanımlayınız" , "karşılaştırınız"
, "tartışınız" vb. gibidir.Bu takdirde
ne isteniliyorsa o yapılmalıdır.Birinin yerine
diğerini yazarsanız,yazdığınız doğru bile olsa,cevap
vermemiş sayılırsınız."sayınız" dendiğinde,isimler
veya benzerleri sayılır. "tanımlama"da,birşeyi
birkaç şeyin hangi özelliklerine veya neye göre
tanımlandıklarını da belirtiniz."karşılaştırma"da
en az iki şey arasındaki benzerlik veya ayrıntılar
belirtilir."tartışma"da ise dikkatle
düzenlenmiş mantıki sorular verilir ve bir sonuca
varılır.
10-Soruları cevaplandırdıktan sonra,verdiğiniz
cevapları okumayı alışkanlık haline getiriniz.
Bu suretle,yanlış,noktalama ve dilbilgisi hataları
oluşmuşsa düzeltme imkanı bulmuş olursunuz.
11-Başkalarının yazmasıyla ilgilenmeyiniz ve verilen
zamanı sonuna kadar kullanmaya çalışınız. İmtihan
yerini terkedenler,sizden daha iyi cevaplandırmış
değillerdir.Onlar basit cevap vermiş olabilirler."Ben
en son kaldım" diye yersiz düşünceler kapılmayınız
SBS'YE GİRECEK
ÖĞRENCİLER İÇİN YAPILACAK EN İYİ ÇALIŞMA DENEME
ÇÖZMEK
Artık beyninizi deneme çözmeye kurmalısınız.
Deneme çözerken nelere dikkat edeceğiz
Eksikliklerini ortaya çıkaracaksınız,
Sınav sistemini özümseyeceksiniz,
Soru tiplerini insan tipleri gibi kavrayacaksınız.Sıra
arkadaşınızı niçin unutmazsınız sürekli gördüğünüz
için
Sınav heyecanını atacaksınız ,
SBS içinde 2 saate kuracaksınız zamanı kullanmayı
öğrenecek,
Başkalarının arasındaki yerini ve durumunu göreceksiniz,
Hatanızı tekrarlamamayı öğreneceksiniz
Başarı grafiğinizi takip edeceksiniz,
Gerçek sınava hazır duruma geleceksiniz..
Bir öğrenci denemeler sayesinde doğrularını pekiştirir,
yanlışlarını düzeltme ve eksikliklerini giderme
fırsatını bulur.
Deneme sınavları gerçek sınav için bulunmaz bir
fırsattır
Bir insanın tecrübesi başından ne geçtiğinde değil,
başından geçenlerden aldığı derslerden ibarettir
.